ENDAM-Arkaplan

Enerji depolama son dönemde kritik öneme sahip bir  alan niteliği kazanmıştır.  Bu önem, küresel ısınmayı frenlemek, arz güvenliğini sağlamak ve daha sürdürülebilir bir gelecek oluşturma çabalarının bir parçası olarak yenilenebilir enerjiye oluşan yönelmenin bir sonucudur. Nitekim yenilenebilir enerjinin toplam enerji içerisindeki payı yadsınamaz bir düzeye ulaşmıştır. 2014 yılında dünya geneli için rüzgar ve güneş enerjisi için oluşan % 4’ lük değerin önümüzdeki on yıllarda hızlı bir artış göstermesi beklenmektedir. Benzer şekilde ülkemizde halen % 6,5 olan rüzgar ve güneş enerjisi payının önümüzdeki yıllarda benzer bir seyir göstermesi beklenmektedir. Bu bağlamda yer yer anlık ihtiyacın nerdeyse % 70’ inin yenilenebilir enerji ile karşılandığı örnekler yüzyılımızın ilerki çeyreklerinde yenilenebilir enerjiyi toplam enerjinin asli unsuru olarak görme şansımızın olduğunu teyit etmektedir. Bu anlamda yenilenebilir enerji ağırlıklı bir enerji sisteminde, enerji depolama içinde bulunduğumuz  yüzyılın önemli gündem maddelerinden birini oluşturmaktadır.

Şebeke enerjisinin depolanmasındaki gereklilik birinci planda rüzgar ve güneş enerjisinin üretim temrini ile enerjinin tüketim temrini arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanmaktadır. Üretilen enerjinin depolanması yoluyla, tüketim temrinine  uyum sağlanmış olmaktadır. Diğer bir gereklilik güneş ve rüzgar enerjisinde var olan hareketliliğin bastırılmasıdır. Gerçekten de şebekede farklı amaçlar için ihtiyaç duyulan batarya boyut ve özellikleri çok farklı olabilmektedir. Depolamanın, üretim ve dağıtım aşamalarında yapılması ile şebeke desteklenmekte böylece yenilenebilir enerjinin şebekeye entegrasyonuna olanak vermektedir. Depolamanın alternatif olarak tüketim aşamasında yapılması durumunda, enerji sistemi bugünkü niteliğinden farklılaşmakta, entegre bir sistem yerine birbirini destekleyen dağıtık bağımsız enerji sistemleri haline gelmektedir. Bu açıdan ev veya arabada enerji depolama niteliksel olarak önemli bir dönüşümü beraberlerinde getirmektedir.

Diğer taraftan ulaşım sektörünün toplam enerji tüketiminde sahip olduğu önemli pay, benzer çabaların bu alanda da yoğunlaşmasına neden olmuştur. Nitekim başta elektrikli arabalar olmak üzere ulaşım sektöründe fosil yakıt harici çözümler son dönemde araştırma geliştirme faaliyetlerinin odağında yer almıştır. Ulaşım sektöründe yapılacak depolamada gerekli olan yüksek hacimsel ve kütlesel enerji yoğunluğu, bu alandaki çabaların ayırt edici bir özelliği olmuştur.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Enerji alanını öncelikli alan olarak değerlendire gelmiştir. Nitekim Fen Bilimleri Enstitüsü yapısı içerisinde 80’ li yıllarda disiplinlerarası nitelikli bir enerji gurubu oluşturulmuştur. Bu alandaki önemli bir girişim de 2009 yılında GÜNAM-Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezinin kurulması olmuştur. Bu girişimi 2011 yılında RÜZGEM-Rüzgar Enerjisi Teknolojileri Araştırma Merkezi’ nin kurulması izlemiştir. Paralelinde “Yenilenebilir Enerji, Ekosistemler ve Sürdürülebilirlik için İleri Araştırmalar Platformu (ODTÜ-YESAP) / Initiative For Renewable Energy, Ecosystems And Sustainability (I-REES)” başlıklı bir araştırma ağı oluşturulmuş, ve bu girişimle Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde farklı merkez, bölüm ve birimlerde gerçekleştirilmekte olan yenilenebilir enerji, ekosistemler ve sürdürülebilirlik alanlarındaki çalışmaları aynı çatı altında toplanmak sureti ile, araştırma grupları arasında sinerji arttırılmıştur.

Yukarıda verilen kapsamda, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde yapıla gelmekte olan malzeme ve cihaz geliştirme çalışmaları son on yıldır yeni bir ivme kazanmıştır. Bu çalışmalar Zonguldak Karaelmas (Bülent Ecevit), Konya Selçuk ve Akdeniz Üniversiteleri ile birlikte hazırlanan ve ODTÜ bileşeni DPT tarafından 2009-2011 yılları arasında desteklenen Enerji Malzemeleri Projesi ile yeni bir şekil almıştır. Bu proje ve öncesinden alınan desteklerle İleri Güç ve Enerji Depolama Teknolojileri konusunda temel sayılabilecek bir altyapı oluşturulmuştur. Bu altyapı ile piller konusunda araştırmalar, özellikle NiMH ve Li-iyon  olmak üzere yoğunlukla sürdürülmüştür. Nitekim bu süreç içerisinde var olan altyapı ile TÜBİTAK tarafından açılan 1007-BSTB-2013-01 çağrı numaralı Elektrikli Araç Teknolojilerinin Geliştirilmesi konusunda 113G009 numaralı projenin hazırlama gurubunda görev alınmış, ilave olarak TÜBİTAK/SANTEZ tarafından desteklenen çeşitli projeler yürütülmüştür.

Yukarıda kısaca özetlenen enerji depolamada artan ihtiyaç, sürdürülen çalışmaların yeni bir yapı içerisinde şekillendirilmesine ihtiyaç göstermiş ve ENDAM, Enerji Malzemeleri ve Depolama Cihazları Araştırma Merkezi, oluşan bu ihtiyacın sonucu olarak oluşturlmuştur. İki seneyi aşan bir sürede ve paydaş kuruluşlarla yapılan görüşmeler sonucunda şekillendirilen Merkez, Senato’nun 19 Aralık 2017 tarihli kararı ile oluşturulmuş, YÖK tarafından onaylanarak, 11 Mart 2018 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

ENDAM, enerji malzemeleri ve depolama cihazları genelini kapsayacak tarzda,  başta doldurabilir (ikincil) bataryalar olmak üzere her türlü pil ve süperkapasistörlere yönelik olarak yeni nesil anot ve katot aktif malzemelerin ve elektrolitlerin geliştirilmesini, üretimini, hem malzeme olarak hem de hücre haline getirilip cihaz olarak test edilmesini  konu almaktadır.

Oluşturulduğu yapısı ile

  • Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki hızlı gelişimini sürdürebilmesi için şebeke enerjisinin depolanmasına ilişkin uygun altyapının yerli olanaklarla oluşturulmasına katkıda bulunmak,
  • Şebeke dışı bağımsız birimlerin oluşumunu teşvik etmek amacıyla şebeke harici depolama ihtiyaçlarına çözüm oluşturmak,
  • Yeni ara ve son ürünler geliştirmek ve bu ürünlerin ticarileştirmesini teşvik etmek,
  • Akademi ve sanayi için nitelikli insan gücü yetiştirmek,

ENDAM’ ın ana faaliyet alanlarıdır.